Genel Müdürümüz Muharrem Özyılmaz'ın Sevgiye Dair Mesajı

Değerli Özgü Çalışanları,

İnsanı temel olarak diğer canlılardan ayıran özellikler nelerdir? İnsan olarak bizim esas kaynağımız nedir? Hiç düşündünüz mü?
Bu soruya belki farklı cevaplar verilebilir ancak; anahtar özelliklerin zeka, yüksek yetenekler, duygular ve nihayet sevgi olduğu malumunuzdur.

Bugün sizlerin hoşgörülerine sığınarak sevgi ve hoşgörüden bahsetmek istiyorum. Sevgi için ne anlatsak yetmez, ne söylesek ifadelerimiz mutlaka yarım kalır. Sevgi ile açılamayacak kilit, aşılamayacak dağ, anlatılamayacak söz var mıdır ki? En önemli hazinelerden daha değerli olan ve paylaştıkça çoğalan sevgi. Sevgi merkezli davranışların hemen hemen tamamı olumlu karşılıklar bulur. Ve diğer olumlu davranışlara ve duygulara kaynaklık eder. Özünde sevgi tohumu olmayan ne çiçek büyür, ne de içinde sevgi olmayan bir iş başarıya ulaşır. Tüm inançların temelinde yaratıcıya giden yol sevgiden geçer, sevgi esastır, sevgi temeldir. Gerçeği anlamanın yolu sevgiden geçer.

İşine, aşına, eşine gönlünü kaptırmaktır sevgi. Bazen mantık kurallarını alt üst eder, bazen de içmeden sarhoş eder kişiyi. Bazen doğumun sancısına karışır başka bir anlam kazanır sevgi, bazen de ölenin arkasındaki gözyaşı ile yoğrulur. Karanlığı aydınlatan da sevgidir. Kini, öfkeyi, nefreti, kıskançlığı ve bilumum karanlıkları da aydınlatan sevgidir. Yıpranan insani değerleri canlandıran, onları da bizim kadar haklı kılan, adalet terazisini sağlayan, karşıtlara bile kucak açtıran sevgidir. İçimizdeki canavarla savaş halinde olan ve bizi adam gibi bir adam olmaya zorlayan da sevginin gücüdür.

Sevgi her çirkinlikte bir güzellik bulma, inadına yaşama davası, canlı heyecanlı iş aşkı, büyümek, gelişmek, daha iyi olmak, bir taş üzerine yeni bir taş koymak kaygısı ve en önemlisi de fayda beklemeden bir şeyler yapmak sevdasıdır.
Sevgi bir an gelir vatan aşkına dönüşür ve uğruna canlar verilir, an gelir göz açtırmayan iş yoğunluğunun sonunda başarıya dönüşür, bazen sanata dönüşür sevgi bazen de tüm insanlığa kucak açar. Yeri gelir bizim dışımızdaki tüm canlıların dertleriyle dertlenmeyi sağlar ve nihayet Yaradana açılan el olur bazen sevgi.

Sevgi umutsuzluktan umuda yelken açma savaşıdır. Sevgi hayal kurabilmek ve onların peşinden koşabilmektir. Sevgi değişim rüzgarını içinde hissetmek, gereksiz bilgilerin emanetçisi olmamak, yeniliğin ve istikrarın özlemini çekmektir ve gelişmek için çaba göstermektir. Sevgi hem sırdır hem paylaşmaktır. Sevgi kişisel içgüdülere hapsedilemeyecek kadar büyük, kişiden hareketle tüm evreni kucaklayacak kadar derin, küçük bir darbe ile kırılan bir cam kadar naziktir.

İnsanın özü sevgi ise, sevginin özü de insan sevgisidir. Hz. Mevlana’nın insan sevgisinden yola çıkarak yaratıcısına ulaşacağı anı beklemesi de bu değil midir?

Günümüz insanının yaşadığı gelgitler, ailelerde yaşanan ayrılıklar, çocuklardan bile esirgenen mutluluklar, kişileri iş yerine bağlamanın zorluğu, dünyada dur durak bilmeyen savaş ve katliamlar, tabiata yönelik yıkımlar, hoşgörüsüzlüğün alıp yürümesi, kişisel ve toplumsal barışın bozulması, ahlakın yara alması ve en önemlisi de insani değerlerin yıpranması, yok olması… Bunların hepsi sevgi ırmağına set vurmaktandır. Bütün bu sorunların çözüm odağında yer alan güç sevgidir. Kesintisiz, tarafsız, çıkarsız ve sade bir sevgi. Bunun için mühim insan olmaya gerek yok. Sevgi insanı olmak, insanları sevmek yeter de artar bile. Varlığın da yokluğun da özüdür sevgi. Elbette insan sevgisi olmayan yerde hoşgörüden de bahsetmek zor. Günümüz insanların birbirlerine tahammülünün olmaması, bir futbol takımının taraftarlarının dahi birbirlerine tahammülünün olmaması da hoşgörüsüzlük değil mi?

Ülkemizde sokaklarda insanların hoşgörülerini kaybetmelerinin, ahlaki değerlerinin yerin dibine vurmasının ve karşımızdaki insanı dinleme ve anlama nezaketi göstermemelerinin de toplumsal yaşamımızda pek de iyi olmayan sonuçlar doğurduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Hakkına razı olmayan bir toplulukta kargaşa ve adaletsizlik kaçınılmazdır. Bu sebeple de hakkı hukuku bilmeyen, anlamayan, kendinden başkalarına tahammül edemeyen, sözüm ona vatanperver olup da ülkeyi zarara uğratan insanlar doğru mudur sizce?

Biz sevgi ve hoşgörü adına kucaklarımızı açalım ve her gün bir insanın gönlünü kazanmak için mücadele edelim. Hiç de zor olduğunu sanmıyorum. SEVGİ, SAYGI ve HOŞGÖRÜ! İşareti de küçük bir candan tebessüm.

Sevgi ile kalın.

Muharrem ÖZYILMAZ

Facebook Twitter Vimeo Share to Stumble Upon More...